İletişim 0 (332) 352 42 45
info@konyastkplatformu.org.tr
Şemsi Tebrizi Mah. Şerafettin Cad. Hekimoglu İş Merkezi 10/209 Karatay / Konya

KONYA SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI PLATFORMU

17. UFUK TURU

SONUÇ BİLDİRGESİ

 

Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu tarafından organize edilen, 17. Ufuk Turu Programları bu yıl, 10 – 13 Aralık 2020 tarihleri arasında, dijital ortamda ve bu kez katılımcılarımızın, yani sizlerin bulunduğunuz mekânlarda, şehirlerde, ülkelerde ve sizlerin hanelerine misafir olmak suretiyle icra edilmiştir. Misafirperverliğiniz için çok teşekkür ederiz. 17. yılında Ufuk Turu şehrin sınırlarının ötesinde, ülke geneline yayılan kardeş kurum ve kuruluşların destek ve katkılarıyla bugünlere erişti; Türkiye markası haline geldi.

Önceki yıllarda yüz yüze düzenlediğimiz programlarımızı bu yıl salgın şartlarında, teknolojinin imkanlarından faydalanarak, online olarak gerçekleştirdik. Bu formatın getirdiği burukluk yanında bizlere kazandırdığı fayda ve kolaylıkların da farkındayız. Böylece çok değişik coğrafyalara, ortamlara ve gruplara ulaşma imkânımız gerçekleşti. Gönül isterdi ki, toplum normale dönsün; salgın şartları geçsin; insanlığın başındaki bu imtihan bir an önce son bulsun ancak bunun yakın zamanda gerçekleşemeyeceği bilinciyle, dikkat etme ve alacağımız tedbirlerin yanında, dualarımızın da sürekli olmasını temenni ediyoruz.

         17 yıl önce başlatmış olduğumuz Ufuk Turu’muz devam ediyor;  günümüzün problemlerine Müslümanca bir bakış açısı geliştirme ve sadece kendi insanımızın değil, insanlığın sorunlarına çözüm üretme sorumluluğumuzun bir parçası olarak değerlendirme şuuru içinde hareket ediyoruz. Ufuk Turu’muz yıllar içinde yüzlerce akademisyen ve araştırmacı, binlerce sivil toplum gönüllüsüne ulaşmakla kalmayıp, onlarla ve sizlerle birlikte yürüme bahtiyarlığına erişti. Türkiye’nin tüm şehirlerinden hatta farklı ülkelerden sayısız sivil toplum gönüllüsünün desteği ve katkısıyla yürümekte olan kervanımız iyilik ve güzellik yolunda ilerlemeye devam ediyor.

         Bu yılki Toplantılarımız, Platform üyesi 190 sivil toplum kuruluşunun ev sahipliğinden öte, çok daha geniş kesimleri ve insanları ev sahibi yaparak icra edildi. Web sitemiz (www.konyastkplatformu.org.tr), YouTube, Facebook ve Twitter kanalları üzerinden yaptığımız canlı yayınlarla ülkemizin 81 vilayetinden ve yurtdışından, pek çok ülkeden bugün itibariyle 10.000 civarında katılımcıya misafiri olduk.

Ana temamız olan ‘İslam ve Müslümanlar: İlke, Uygulama ve Yansıma’ konusu, alanında ön plana çıkmış akademisyen, araştırmacı ve sivil toplum gönüllüleri tarafından sunulan tebliğler çerçevesinde, çeşitli yönleriyle ve derinlemesine tartışıldı. “Bireysel ve Toplumsal Düzeyde Yüzleşme", "İlişkiler Düzeyinde Yüzleşme " ve “Kurumsal Düzeyde Yüzleşme” başlıkları altında üç oturum şeklinde gerçekleştirilen toplantılarda toplam 14 adet tebliğ ve moderatör katkısı çerçevesinde değerlendirmeler yapıldı. Sorulan sorularla meseleler açığa kavuşturularak, çözüm önerileri ele alındı.

Bu oturumlarda altı çizilen problemler ve geliştirilen çözüm önerileri bu meselelere toplumun dikkatini çekme, kamuoyunu müdahil olmaya davet etme kadar, Sivil Toplum olarak bizlere ve siyasal - bürokratik mekanizmalara da bir ev ödevi niteliğindedir. Bu öneri ve görüşlerin sadece politika belirleyicilere değil, tüm topluma ışık tutacağına, Anadolu irfan ve izanının güncel meselelerimizin izalesinde dikkate alınacağına inanıyor, taleplerimizin takipçisi olacağımızı da ilan ediyoruz.

         Bu duygu ve değerlendirmelerle; 17. Ufuk Turu Toplantılarında aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir:

  1. İçerisinden geçmekte olduğumuz pandemi döneminde toplum olarak, Müslümanlar olarak birbirimize daha fazla destek olmak zorundayız. Ekonomik bakımdan zor duruma düşen, sosyal anlamda yalnızlaşan, bireysel açıdan sıkıntı yaşayan kişi ve kesimlere karşı görev ve sorumluluklarımızın bilinci içinde hareket etmeliyiz.
  2. Yine bu dönemde toplumsal bakımdan süreç ve değerlerin yeniden gözden geçirilmesi, sorgulanarak yeniden yorumlanması ve eylemlerimizle hayat pratiklerimizin değerlendirilme zamanı olduğunu düşünüyoruz. Kriz döneminin getirdiği tehditler kadar sunduğu fırsatları da iyi analiz etmemiz gerekiyor. Değişimi yönetmek adına, bu yılın ana teması olan ‘yüzleşme’ fikrinden taviz vermemeli, değişime kendimizden başlamak üzere sorgulama kültürünü bireysel, toplumsal ve kurumsal ilişkilere yerleştirerek gelişme ve arınma sürecine ve faaliyetlerine destek vermeliyiz.
  3. Toplumumuzu ve insanlığı kasıp, kavuran Korona virüs kadar etkili, hatta ondan daha fazla tahripkâr mahiyette manevi virüsler olan toplumsal anlamda yozlaşma, ekonomik açıdan bozulma ve kültürel bağlamda yabancılaşma tehdit ve tehlikelerini unutmamamız gerektiğini düşünüyoruz. Temel değerlerimizden uzaklaştıkça bu türden saldırı ve bozulmalara daha fazla maruz kalacağımızın da bilincindeyiz. Bugün maalesef genel anlamda eğitim amaçsız, kültür değersiz, sanat ise anlamsızdır. Bütün bu faktörlere değer ve anlam katacak olan toplumun izanı, milletimizin özdeğerleridir. Kendi kaynaklarımıza dönmek, onları bugünün şartları içinde yorumlayarak, yolumuzu çizmek zorundayız.
  4. Genç kuşaklara değer aktarma, temel değerlerimizi yeni nesillere benimsetmede şimdiye kadarki yol ve yöntemlerimizin etkili ve yeterli olmadığını nihayet anlamış bulunuyoruz. Ne yazık ki, Peygamber efendimizin tatbik ettiği ‘yaşayarak öğrenme ve öğretme’ yöntemini terk etmiş olmamız nedeniyle yeni kuşaklara ulaşamıyoruz. Bilgi aktarma devrinin sonuna geldik. Asıl yoğunlaşmamız gereken alan olan bilinç ve değer kazandırma boyutuna karşı saldırılar açık biçimde görülmekte, özellikle dijitalleşmenin getirdiği tehdit ve tehlikeleri bertaraf etme noktasında yetersiz kalmaktayız. Son bir yıl içinde Platform olarak medya ve internet üzerinden yapılan saldırılara karşı sayısız açıklama yapmak zorunda kaldık. Bu bağlamda gerek Milli Eğitim, Aile ve Kültür Bakanlıklarıyla RTÜK gibi resmi kurumlar, gerekse sivil yapı ve girişimlere büyük görevler düşmektedir. Toplumsal hayatımızı ve bireysel varlığımızı tehdit eden faktörlerin ortadan kaldırılması için herkesin ortak çaba içinde ve bilincinde çalışması gerektiğine inanıyoruz.
  5. Öte yandan, bütün bu problemlere yol açan bilgisizlik ve usulsüzlükleri giderme anlamında Türkiye’de verilmekte olan din eğitiminin yeterli olduğunu söylemek de oldukça zordur. Üzülerek belirtmemiz gerekiyor ki, gerek örgün din eğitimi verilen İmam Hatip okulları ve İlahiyat Fakültelerinde gerekse Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından camilerde yürütülen yaygın din eğitiminde nitelik ve nicelik problemleri bulunmaktadır. Bu problemler çözülmeden toplumun felaha kavuşması imkânsızdır. Bugün toplumun büyük bir kesimi sahih din eğitimi alamamaktadır.
  6. Özelde din eğitimi için zikredilen eksiklik ve sorunların genelde tüm Eğitim sistemi açısından da var olduğu görülmektedir. Toplumun ihtiyaçları ve zamanın ruhuyla uyumlu hale getirilmesi gereken bu sorunlara matuf eğitim metot ve içeriğinin acilen gözden geçirilme suretiyle ele alınması gerektiği düşünülmektedir. Müfredatta inançlarımıza aykırı bilgiler ve değerlendirmeler devam ederken, genel anlamda öğretmenlik mesleğinin anlam ve değer kaybetmesi, bu sistem içinde yer alan görevlilerin kendilerini, bilgilerini, söylemlerini ve yöntemlerini belli aralıklarla gözden geçirerek, geliştirmelerini zorunlu kılmaktadır. Bütün bunların tam olarak gerçekleştirildiğini söylemek çok zordur.
  7. Aileye yönelik tehditlerin devam etmekte olduğunu bu yıl da ifade etmek zorunda kalıyoruz. Ulusal ve uluslararası mevzuat aile bütünlük ve birlikteliğini maalesef olumsuz yönde etkilemekte, medyanın körüklediği kışkırtıcı dil temel değer kaynağımız olan ailenin köküne dinamit koymaktadır. Aile üyelerinden kadını, çocuğu öne çıkarır gibi yaparak bütünlüğü bozma yoluyla meydana getirilen parçalanmışlık halen devam etmektedir. Medyaya yansıyan üzücü haberler bu sorunun yanlış mecralarda ve yanlış bilgilerle tartışıldığını açıkça göstermektedir.
  8. İletişim diline hâkim olan üsluptaki bozukluklar genelde toplumsal ilişkileri özelde ise ‘din dilini’ etkilemekte, en fazla ihtiyaç duyulan diğergâmlık, hemhal olma ve izan yetenekleri sekteye uğratılmaktadır. İletişim dilinin acilen gözden geçirilerek, bizi ve değerlerimizi içerecek niteliğe kavuşturulması gerekmektedir. Bu anlamda en azından belli medya gruplarının tarafsızlık ve iyi niyetinden kuşkuya kapılmak için yeterince nedenimiz bulunmaktadır. Medyanın değerlerimiz bağlamında tarafsız bile olmaması, siyasi mülahazalarla güya haber verme işlevini yürütmeleri, yandaşlık boyutlarına ulaşmaktadır. RTÜK, bu anlamdaki sorumluluğunu, önleyici müdahale mantığı çerçevesinde yerine getirmekten kaçınmamalıdır.
  9. Medyayı kasıp kavuran, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği adı altında topluma dayatılan, insan tabiatına, yaradılış gayesine ve inanç esaslarımıza aykırı içerik ve baskıları da kabul etmiyoruz. Bizlere eğer cinsel anlamda sapık ve sapkın düşünceler dayatılmak isteniyorsa, bu toplum onları benimsemez. Öncelikle sivil toplum bu dayatmalara boyun eğmez. Yurtdışından sağlanan bazı finansal kaynaklarla, taşeronlar üzerinden yürütülmek istenen bu projelere topyekûn biçimde karşı durmamız gerektiğine inanıyoruz. Cenab-ı Allah’ın bizler için uygun gördüğü bedensel ve ruhsal özelliklerimizi inkâra, fıtrata aykırı yönelimlere ve böylece sapık tutum ve davranışlara sevk eden taleplere karşıyız; karşı durmaya da devam edeceğiz.
  10. Toplumsal barış ve refah adına adalet ve özgürlüklerin en uç noktasına kadar tesis edilmesi gerektiği ortadadır. Cari hukuk ve adalet anlayış ve uygulamalarının acilen reforma ihtiyaç duyulduğu da ifade edilmelidir. Bu anlamda resmi ağız ve kanallardan dillendirilen reform girişimini memnuniyetle karşılıyoruz. Toplumu, dinimizi ve değerlerimizi temellendiren ‘hak – adalet ölçüsü’ bağlamında üzerimize düşen sorumluluğu üstlenmekten geri durmayacağımızı da deklare ediyoruz.
  11. Öte yandan; siyaset ve bürokraside göze çarpan değerlerin erozyona maruz kalması ve anlamsızlaştırılması girişimlerini de not ediyoruz. Liyakate dayalı, milleti için hizmet eden bürokrasi ve siyaset mekanizmasında eksikliklerin göze çarptığı, kişilerin makamlardan güç almak suretiyle kendilerini merkeze oturttukları hususu da tespit edilmiştir.
  12. Siyasi iletişimde kullanılan hakaret, saldırı, iftira niteliğine uzanan dilin terk edilerek topluma önderlik edecek kadrolara yakışır bir üslup benimsenmelidir. Bu kutuplaşmanın milli ve insani hasletlerimiz çerçevesinde giderilmesi öncelik haline getirilmelidir. Siyasetin toplumdan uzaklaşması, itici ve incitici bir dili benimsemesini medyanın tarafsızlığı çerçevesinde yeniden düzenlemede fayda bulunmaktadır.
  13. Kültürel ve sanatsal anlamda toplumdaki bozulma ve dejenerasyonun devam etmekte olduğunu, popüler kültürün temel değerlerimizi birinci dereceden tehdit eder hale geldiğini gözlemlemekteyiz. Kültür müstakil bir bakanlık olarak örgütlenmeli, alanın bizim kültürümüze yani toplumun kültürel değerlerine dayalı bir bakış açısıyla ele alınması gerektiğine inanıyoruz.
  14. Şahsın içe dönük yüzleşmesi, insanı insan yapan temel değer ve unsurları dikkate alması ve hayatının doğum, iş hayatı, ilişkiler ve ölüm anlarına yönelik tutum ve davranışlarını netleştirmesi ile bu aşamaları yeniden anlamlandırmasının insanın kurtuluşu, toplumun ihyası anlamında en önemli safha olduğuna inanıyoruz. Sorgulama ve akabinde arınma sürecinde öncelikle kendimizden başlamak, akabinde aile, sosyal çevre ve diğer insanlarla ilişkiler boyutlarında değer katmak durumundayız.
  15. Ekonomi ve ekonomik ilişkiler alanlarında toplumda var olan bencillik ve bireyselliğin özellikle salgın döneminde ihtiyaç duyduğumuz sorumluluk ve dayanışma fikrine aktarılması gerektiği ortadadır. Ekonomide kıt kaynaklardan daha ziyade kaynak dağılımında adalete yer veren ve üretim-tüketim ilişkilerinin toplumsal fayda çerçevesinde yürütülmesini emreden bir inanç sisteminde iş dünyası ve işverenlere beraber çalıştıkları insanları düşünme, çalışanlara da işverenlerine ve işe karşı sadakat görevini ifa etme sorumluluğu bulunduğunu unutmamalıdır.
  16. Bizler, Sivil Toplum Kuruluşları olarak bütün bu değişim ve dönüşüm sürecinde rol ve sorumluluk almaktan kaçınmayacağımızı, Sivil bakış açısı ihmal edilerek toplumun gelişmesinin mümkün olmayacağını da ilan ediyoruz. Sadece siyasi ve bürokratik süreçlere dayanan bir sistemde, toplumsal dinamiklerde sivil açının göz ardı edildiği durumlarda hata ve yanlış yapma ihtimalinin yüksek olacağına inanıyoruz. Başta Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içinde geliştirilen Cumhurbaşkanlığı Politika Kurullarına Sivil Toplum Politika Kurulu eklenmesi ve sivil inisiyatifin burada baskın biçimde temsil edilmesini talep ediyoruz. Ayrıca, Sosyal Politikalar Bakanlığının Sosyal Politikalar ve Sivil Toplum Bakanlığı şeklinde dönüştürülmesini bekliyoruz.
  17. Sonuç olarak; toplumsal sorgulama kültürümüzü, tefekkür düşüncemizi ve hizmet etme bilincimizi öne çıkarmak suretiyle ülkemizi ve insanlığı huzura götürmenin önemli olduğuna inanıyoruz. Farklı cephelerden ülkemize ve değerlerimize askeri, siyasi, kültürel ve sosyal saldırıları geri püskürtmenin yegâne yolunun dayanışma düşüncesi olduğunu vurgulamak istiyoruz. Ülkemiz ve insanlık için ümit varız.

Konya Sivil Toplum Kuruluşları başta olmak üzere, katılımcı sivil toplum kuruluşları ve üyeleri, daha müreffeh, özgürlükçü ve mutlu bir Türkiye ile insanlık için üzerlerine düşeni yapma kararlılığında olduklarını, toplumun maşeri vicdanı başta olmak üzere ilgili kurumlar ve merciler nezdinde gayret içinde hareket edeceklerini kamuoyuna saygıyla duyururlar.

13 Aralık 2020,  KONYA

Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu

İcra Heyeti

Konya STK Üyeler Tüm Üyeler